9 Temmuz 2007 Pazartesi

Yanmak...

Yüzyılın son yangınında yandı gönlümün güzel gülleri. Yalancı dünyanın yalanlarıyla, bu yalanlara gönüllü, gönülsüz katıldıkça harap bir ülkeye döndü kalbimin her köşesi. Sevginin tomurcuklandığı dallar şimdi kurumuş, içim darmadağınık terkeldilmiş bir ev gibi. Biri gelip çalsın diye gönül kapısını her seher duadayım. Yalvarmaktayım nefesi kesilmiş ciğerimle, artık dostlarımdan dua dilenmekteyim… Dilenmekteyim çünkü fakirleşti yüreğim, dilenmekteyim çünkü dostlardan dua dilenmenin utanılacak bir şey olmadığın bilmekteyim… Utanılacak bir şey varsa o da benim günahkâr kalbim, görmekteyim…
Kozasından çıkmak isteyen bir tırtıl gibi kıvranıyor yüreğim. Duygularım savrulsa da yüreğimin derinliklerinde, kanatları rengarenk bir kelebek olmak dileğim. Bedenimi sarsa da örümcek ağları, ruhumun kanatları çırpındıkta parçalayacak bu duvarı, baharlarda uçacağım, o gün için toprağın altında uyuyor mahsun çiçeklerim. O çiçekleri kozanın içinde yalnızlığıma akıttığım gözyaşlarıyla besleyeceğim. O gün gelecek baharlar çiçeklenecek, kozanın içindeki tırtıl büyüyecek ve ruhum kelebeklenecek… O kelebek tüm çiçekleri gezecek ve silecek ağlayanların gözyaşlarını, renkleri solmuş çiçeklere kanatlarını feda edecek…

Yüzyılın son yangınında yandı yüreğimin sol yanı. Bana sorarsanız hayat umutla umutsuzluk arası…Ya yeşerecek sümbülleneceksin ya da umutsuzluk kasıp kavuracak kalbini çölleşeceksin… Ben derim ki, insan hayatının belirli dönemlerinde çölleşebilir ama önemli olan yüreğinin çölleştiği demlerde onu rahmet yağmurlarıyla yeşertecek gözyaşı bulutlarını ruhunun gökyüzünden eksik etmemek, ruhunun dua kapılarını kilitlememek, avuçları rahmet kokan dostlardan dua ve şefkat istemek…

Eğer her kışın sonu bahar, her baharın sonu kışsa bırak solsun gönlünün gülleri elbet birgün yeşerir, bu soluş ve yeşeriş hikmetini çözersen Rahman-ı Rahimin merhameti yangın içinde bile sana boyun eğdirir… Elhamdülillah…
Yakışır aşığa kaybedip kendini, kendini esma-i İlahiye bulmak, karanlığın en zifiri deminde Allah’ın huzuruna durmak için uyanmak. Yakışır aşığa yanmak, susuzluktan kavrulduğunda seher vaktindeki gül yaprağından düşen çiğ damlasıyla kanmak.



Kaynak: www.gencyaklasim.com

0 yorum: