9 Temmuz 2007 Pazartesi

Unuttuklarımız

Neleri unutmadık ki... Keşke unuttuklarımız sadece faturaların son ödeme tarihi veya önemli bir iş toplantısı olsaydı. Ya da eve ekmek götürmeyi unutsaydyk, Orhan Veli gibi.Her şeyden önce, dünyanın oyun ve eğlencelerine dalıp asıl vazifemizi, Kâlû Belâ'da verdiğimiz sözü unuttuk...Şöyle diyor çocuğuna bir anne; "Söylediklerimi unutma, ben gelene kadar evden ayrılmayacaksın. Dolapta yemek var ısıtıp yersin, sakın ocağı açık unutma, ha unutmadan..." şeklindeki tembihler devam edip gidiyor. Çocuğun "tamam anne!" demekten başka çaresi yok, her ne kadar çoğunu unutsa da.

Halbuki kendisi en önemli vazifesini unutmuştu, "annelik". Çocuğunu sevgi ve şefkatle büyütmeyi unutmuştu. Evini unutmuştu...Sevmekle başlıyordu herşey. Her gün sevmediği işine istemeye istemeye giden, ilgisiz tavırlarıyla bir an önce mesainin dolmasını bekleyen bir yığın insan var toplumda. Çalışmaktaki tek amaç "para kazanmak" olunca, bir işi severek yapmanın verdiği hazzı da unuttuk.Bir koşuşturma, bir telaş, ne bir selam var, ne merhaba. Bir gülümseme, bir "merhaba" ile başlayan dostlukları unutalı çok oldu. En son ne zaman keyifli bir sohbet eşliğinde birer fincan kahve içtik ki kırk yıl unutulmasın diye. Aramıza taş duvarlar mı girdi? Yoksa elektronik eşyalar mı? Makineler konuşmuyor. Bulaşık makinesine bir fincan çay ikram edip "kaç şeker?" diye sorulmuyor. Sıcak bir dost sohbeti olmadan yolculuk geçmiyor, yollar bitmiyor...Adımımızı attığımız her yer beton. Yalın ayak toprağa basmak nasıl bir duygu? Unuttuk... Bir zamanlar güneşin doğuşunu da, batışını da seyrederdik doya doya. Şimdi gökyüzüne doğru başkaldıran gökdelenler, yüksek binalar izin vermiyor güneşi görmemize. Unuttuk, bir sabah namazı sonrası güneşin doğuşunu seyretmenin nasıl bir duygu olduğunu. Duman ve kirden grileşmiş gökyüzünün doğal mavisini unuttuk. Nerede bir yeşil alan görsek, tüm "çimlere basmayınız" tabelalarındaki ikaza rağmen, çimlere basmamayı unuttuk! Çöpleri yere atıp çevreyi kirletirken, muhtemelen çöpe atmayı unuttuk!Ölümü unuttuk. Hayatı bâki sandık. Hatta bazılarımız unutmakla da kalmayıp adını bile duymak istemedi ölümün.


Halbuki ölüm de hayat gibi hayattaydı.İnsanlığı unuttuk, komşuluğu unuttuk... Güveni unuttuk. Martin Luther'in dediği gibi "Kuşlar gibi uçmayı, balıklar gibi yüzmeyi öğrendik, ama insan gibi yaşamayı unuttuk."Yazmakla bitmez unuttuklarımız, ben sadece hatırladıklarımı yazdım.

Kaynak: www.gencyaklasim.com

Hiç yorum yok: