9 Temmuz 2007 Pazartesi

Boş Kâğıt Vermek

Kâğıtla tuhaf bir ilişkimiz vardır; en bilgemizden, en cahilimize kadar. Herkesin okuyacağı bir şey vardır onun üzerinde; ama kısa, ama uzun. Teknolojiyle ilgisi yoktur bunun, boğazına kadar dijital hayata batmış olanlar bile kurtaramaz kendini kâğıdın sözünden.Doğum için de, ölüm için de birer kâğıt alırız mesela, yetkili bir makamdan. Devlete bağlılığımız cebimizde taşıdığımız nüfus cüzdanında kayıtlıdır, nam-ı diğer kafa kâğıdında. Bir kayıt da devlette vardır, adı “kütük” olsa da, malzemesi kâğıttandır.

Sadece roman sayfalarında yaşayan kahramanlar olduğu gibi, sadece devletin kâğıdında yaşayan “vatandaş”lar da vardır; yok sayılan ya da bir ömrü yaşamıyor gibi yaşayan…Evlenirken “cüzdan” verirler, ama o da sayfa sayfa “kâğıt”tır. Ve yine kâğıttır, boşanma ilamınız. Oysa geçen yıllara baktığımız zaman, duyguların bir kâğıda dökülmesiyle başladığını anlarız her şeyin. Bazen kapıya asılan bir notla bitirildiği gibi.Kimi zaman muhtardan almak için uğraşırız, kimi zaman bir bakandan. Bazen resmî dairenin resmî camına asarlar, bazen özel şirketin gazete ilanında duyururlar: Başvuru için gerekli belgeler diye... Ve belge dedikleri her şey birer kâğıda işlenmiştir. Senin işin kâğıt toplamaktır, işine gelirse.Gazete de ona basılır, sigaranın sarıldığı malzeme de odur; türleri farklı farklı olsa da. Bazen kitabın hangi sayfasında kaldığımızı hatırlamak için kullanırız, bazen sallanan masayı dengelemekte.Öyle çok girdi ki artık hayatımıza, peçeteden havluya her şey kâğıtlaştı.Yüzünüzü sildiğiniz havlu da bir kâğıt, bu harflerin üzerinde bulunduğu zemin de. Kuruyemişçinin 1 liralık çekirdeği dolduracağı “kese” bir kâğıt olduğu gibi, marketin kestiği fiş de, bankanın gönderdiği kredi kartı ekstresi de birer kâğıt.Aşk mektubu da bir kâğıda yazılır, intihar mektubu da. İdam kararıyla kırılan kalemin ardından imzalanan gerekçeli karar metni de bir kâğıtta kayıt altına tutulur.Yazılı sınavda kâğıda yazıp, sözlüde dile getirdiğimiz cevapların karşılığı olan notlar da kâğıda yazılır, adına karne denilen.Adına diploma denilen kâğıt için çalışıp dururuz yıllarca. Sonra onu iliştiririz, CV denilen özgeçmişimiz yazılı kâğıdın da içinde bulunduğu dosyaya.O diplomayı alana kadar kaç kâğıt doldurmuşuzdur.

Kaç kâğıdı boş verip ya da boşverip günlerce asık bir suratla dolaşmışızdır. Aldığımız notların yazılı olduğu kâğıtları görmek için ne kadar heyecanlanmışızdır. Kötü notlardan sonra kaç kâğıdı buruşturup çöpe atmış, iyi notlardan sonra neşe içinde kaç çizgi film kahramanı çizerek gülümsemişizdir.Şiir de yazmışızdır, kimseye göstermediğimiz defterlerimize ya da o an elimize geçen herhangi bir kâğıda.Kimileri için hepsi boştur. Hayatta tek önemli kâğıt, paradır. Hayatını o kâğıt parçasıyla harcarken, hayatının anlamını anlatan, ona Yaratıcısı’ndan gelen mektubu hiç açmadan tamamlar ömrünü.Ömrünün sonunda açılır o mektup ve o en değerli kâğıdın üstündeki harfler onun affı için okunur. Ne var ki, meftanın kâğıdı -hayır namına- bomboştur.


Kaynak: www.gencyaklasim.com

Hiç yorum yok: