Nemrut gönlünü İbrahim’e kaptırmadı ama canını bir sivrisineğe teslim etti /Mevlâna
En dikkat çekici özellikleri "ben" ile başlayan cümleler kurmayı çok sevmeleridir.
Bu özellikleri sayesinde diğer insanlar tarafından kolayca tanınırlar! "Ben" kelimesinin telaffuzuna duydukları bu arzunun kökeni tam olarak tespit edilememiş olmakla birlikte çocuklukları üzerinde bazı klinik araştırmalar devam etmektedir.
Etraflarındakileri sürü, kendilerini de bu sürünün vazgeçilmez çobanı sanan insanlardan oluşan bir güruh oldukları da söylenebilir. Bu güruha idareciler arasında daha çok rastlanır ya da bir kısım insanlar idareci olduklarında bu güruha terfi! ederler. Ayrıca güruhun önemli bir kısmı erkeklerden oluşur. "Ben yaptım da oldu, ben olmasam olmazdı, benim oğlum gibisi yok, benim kızım koleje birincilikle girdi" gibi cümlelerdeki "ben" kelimesine özellikle vurgu yapar ve bu kelimenin altını söyledikten sonra ayrıca çizemiyor olmalarına hayıflanırlar. En komik! olanları kamu personeli arasında ki "ben" güruhudur. Halkın ödediği vergilerle maaş alan bu güruh içerisinde kurumunda işini görmeye gelen halktan bireylere "bugün git yarın gel diyenlere", bazen onları azarlayanlara bile rastlanır.
Özellikle bir ekip ile çalışan idareciler arasında ki "ben" güruhuna ayrıca bir parantez açmak gerekmektedir. Bu güruh oturdukları koltuğun, isimlerinin sol tarafındaki ünvanın bir gereği olarak zaten yapmaları gereken işleri yaptıktan sonra bazen toplantılar düzenlerler. Toplantılarda "arkadaşlar benim zamanında oldu şu iş, ben yaptım bunu da, şu köprüyü de ben diktim, şu okulun duvarlarını da ben boyattım, şu kadar para harcadım, herkes benim kim olduğumu bilir, ayrıca voleybol turnuvasında ben takımda olmasa idim turu geçemezdik" türünden cümleler belli bir düzen içerisinde, çoğu halkın parasıyla yapılan işlerin arasına serpiştirilir.
Ansiklopediler de yer alan, hepimizin yakından tanıdığı ancak şu an ölmüş olmalarından dolayı artık “ben" diyemeyen tarihi şahsiyetleri de bu arada anmak gerekmektedir.
“Ben" ile başlayan her cümlenin karşılarında yer alan insanda ki ben’i otomatik olarak harekete geçirdiğini ve "normal her insanın" bu tür ben’li cümlelerden aslında rahatsız olduğunu bilmemeleri en büyük zaaflarıdır. Tabiî bu "ben güruhu" kendi benleri içerisinde o kadar kaybolmuştur ki, ne kutsal kitaplardan ne de psikologlardan bir şey öğrenmeye ihtiyaçları kalmamıştır. İnsanın hayatta sadece "ben" olmak için bulunmadığını bazen “biz” olmak gerektiğini, bazen “öteki” olmak gerektiğini ise unut- muşlardır.
Kendi Kutsal Kitap’larındaki Yaratıcı’nın ‘BİZ insanın en güzel şekilde yarattık’ cümlesinin arkasındaki "mütevazi" olmaya yapılan vurguyu, orada ki "nezaketi" bir türlü göremezler. Bu güruhun içinde işin tuhafı kendisinin dindar! olduğuna inanan bir çok insanda mevcuttur. Her şeyi tek başına var etme ve yok etme "yetkisine" ve kudretine sahip Allah biz’le başlayan cümleler kurarken, kimi insanların sürekli "ben" ile başlayan cümleler kurmalarında bir tuhaflık olduğunu anlamak için çok fazla şey bilmeye de gerek yoktur aslında. Bilinmesi gereken her insan, "bir insandır", biriciktir ve değer görmelidir.Ölçülü bir mütevazılık insanın bu biricikliğini ortaya çıkarmaya yardımcı olurken, sürekli "ben"e vurgu yapmak buna engel olur. Gönlünde diğer ben’lere yer açabilen insan hem kendisine, hem de karşısında ki insana değer vermiş olur.
Sürekli “ben demek” “oturulan koltukları kendi ben'imizin hizmetinde kullanmak” farkında olmadan diğer insanlara "siz olsanız da olur olmasanız da olur" mesajını vermektedir bir yerde.
Ve şeytan "kibir en sevdiğim günahtır" derken bize onu alt etmemize yarayacak bir ip ucu da vermektedir aslında…
Ben’i anlayabiliyor musunuz?
Kaynak: www.gencyaklasim.com
Kaydol:
Kayıt Yorumları (Atom)

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder